Tüm Testlere Dön
Online Kişilik Testleri - Online Psikolojik Testler ÜCRETSİZ

Online Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Testi

Online Ücretsiz Borderline testinde, Borderline kişilik bozukluğuna dair belirtileri değerlendiren sorular vardır. Borderline kişilik bozukluğunda kişi ilişki problemleri, duygusal düzenlemede zorluk ve kimlik problemleri yaşamaktadır. Testin içerisinde bu alanlardaki sorunlara dair sorular vardır. Testin sonucunda bu bozukluğun var olup olmadığını ve varsa düzeyine dair bilgiye ulaşılabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Aşağıdaki cümlelerin her birini dikkatlice okuyunuz. Soruları "Evet" veya "Hayır" olarak cevaplayınız. (Test sonucu tanı yerine geçmez) (vedat ceylan tarafından geliştirilmiştir.)

51
Soru
Dakika
6
Kullanıcı
0.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
51 Soru
Tahmini Süre
Sınırsız
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme
Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
Uzman psikolog yorumları

Bilimsel Geçerlilik

Bilimsel araştırmalara dayalı, güvenilir ve geçerli bir değerlendirme aracıdır.

Test Hakkında

Online Ücretsiz Borderline testinde, Borderline kişilik bozukluğuna dair belirtileri değerlendiren sorular vardır. Borderline kişilik bozukluğunda kişi ilişki problemleri, duygusal düzenlemede zorluk ve kimlik problemleri yaşamaktadır. Testin içerisinde bu alanlardaki sorunlara dair sorular vardır. Testin sonucunda bu bozukluğun var olup olmadığını ve varsa düzeyine dair bilgiye ulaşılabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Aşağıdaki cümlelerin her birini dikkatlice okuyunuz. Soruları "Evet" veya "Hayır" olarak cevaplayınız. (Test sonucu tanı yerine geçmez) (vedat ceylan tarafından geliştirilmiştir.)

Nasıl Çalışır?

1

Teste Başlayın

Teste başla butonuna tıklayarak 51 soruyu cevaplamaya başlayın.

2

Soruları Yanıtlayın

Her soruyu dikkatle okuyun ve size en uygun cevabı seçin.

3

Sonuçlarınızı Görün

Testi tamamladıktan sonra detaylı değerlendirme raporunuzu anlık olarak görün.

Örnek Sorular

1

-Sık sık panik nöbetleri geçiririm.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

-Son zamanlarda beni duygusal olarak etkileyen hiçbir şey olmadı.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

-Çoğu kez gerçekte kim olduğumu merak ederim.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Sıkça Sorulan Sorular

Online Ücretsiz Borderline testinde, Borderline kişilik bozukluğuna dair belirtileri değerlendiren sorular vardır. Borderline kişilik bozukluğunda kişi ilişki problemleri, duygusal düzenlemede zorluk ve kimlik problemleri yaşamaktadır. Testin içerisinde bu alanlardaki sorunlara dair sorular vardır. Testin sonucunda bu bozukluğun var olup olmadığını ve varsa düzeyine dair bilgiye ulaşılabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Aşağıdaki cümlelerin her birini dikkatlice okuyunuz. Soruları "Evet" veya "Hayır" olarak cevaplayınız. (Test sonucu tanı yerine geçmez) (vedat ceylan tarafından geliştirilmiştir.)

1. Borderline kişilik bozukluğu nedir? Borderline kişilik bozukluğu (BKB), duygusal dengesizlik, kendiliğe dair kararsız bir kimlik algısı, yoğun ve istikrarsız ilişkiler ve terk edilme korkusuyla karakterize edilen bir ruh sağlığı durumudur. 2. BKB'nin belirtileri nelerdir? Terk edilme korkusu (gerçek veya hayali) Yoğun ve kararsız kişilerarası ilişkiler Kararsız öz-kimlik ve benlik algısı Dürtüsel ve kendine zarar verici davranışlar Tekrarlayan intihar düşünceleri veya kendine zarar verme Duygusal dengesizlik (ani ruh hali değişimleri) Kronik boşluk hissi Yoğun öfke patlamaları Stresle ilişkili paranoid düşünceler 3. BKB nasıl teşhis edilir? Teşhis yalnızca psikiyatrist veya klinisyen psikolog tarafından konulabilir. DSM-5 kriterlerine göre, yukarıdaki 9 belirtiden en az 5'inin uzun süreli ve yoğun biçimde yaşanması gerekir. Online testler kesin teşhis koyamaz. 4. BKB tedavi edilebilir mi? Evet. En etkili tedavi yöntemleri: Dinamik Psikoterapi DBT (Diyalektik Davranış Terapisi) MBT (Zihinsallaştırma Temelli Terapi) Şema Terapi Gerektiğinde ilaç desteği (duygu düzenleme için) 5. BKB olan biri "deli" midir? Hayır. Uygun destekle birçok kişi sağlıklı bir yaşam sürebilir. 6. BKB ile bipolar bozukluk arasındaki fark nedir? 7. BKB olan biriyle ilişki kurmak mümkün mü? Evet, ancak zorlayıcı olabilir. Sınır koymayı öğrenmek, terapi desteği almak ve sabırlı olmak ilişkiyi sürdürülebilir kılar.

Dinamik Yönelimli Destekleyici Psikoterapi (DYDP), psikodinamik teoriye ve hastanın psikodinamik yapısının anlaşılmasına dayanmakla birlikte, irdeleyici (içgörü yönelimli) terapilerden farklı bir yol izler. DYDP, bilinçdışı çatışmalara dair içgörü sağlamak veya yapısal değişim yaratmak yerine, hastanın mevcut kapasitesini güçlendirmeyi hedefler. DYDP'nin Temel Amaçları** Kriz Yönetimi ve Yeniden Dengeleme:** Kriz durumunda olan hastanın hızlıca ruhsal denge haline geri dönmesini sağlamaktır. Benlik İşlevlerinin Güçlendirilmesi:** Kronik rahatsızlığı olan hastalarda, sorunlu benlik işlevleri doğrudan güçlendirilir veya diğer ruhsal yapıların benlik üzerindeki baskısı azaltılarak dolaylı olarak desteklenir. Örneğin, ilkel savunmalar çürütülerek gerçekliği değerlendirme yetisi pekiştirilir veya dürtüsellik yerine erteleme teşvik edilerek dürtü kontrolü geliştirilir. Uyumun (Adaptasyonun) Geliştirilmesi:** Hastanın hem kendi içsel dünyasında hem de dış dünyada çok daha iyi bir uyum sağlamasını mümkün kılmaktır; bu uyum sağlama işlevi DYDP'nin her zaman en temel anahtar unsurudur. DYDP'nin Temel Stratejileri DYDP, hedeflerine ulaşabilmek için irdeleyici terapilerden farklı teknikler ve stratejiler benimser: Terapistin "Gerçek" Duruşu:** Terapist, kimliğini gizleyen, boş bir ekran gibi davranan mesafeli bir duruş sergilemez. Sözel olarak daha aktif, sohbet eden ve "gerçek" bir duruş sergiler; hastanın benlik kusurlarının gerektirdiği ölçüde kendi değerlerinden ve gerçekliğinden bahsedebilir, tavsiye ve öğüt verebilir. Bilinç ve Bilinç Öncesine Odaklanma:** Terapi sürecinde bilinçdışı materyaller veya derin içsel çatışmalarla ilgilenilmez; odak noktası her zaman hastanın bilinçli ve bilinç öncesi süreçleridir. Aktarımların Seçici Yönetimi:** Hafif ve orta düzeydeki (sakıncasız) pozitif aktarımlar yorumlanmaz veya ele alınmaz, bunun yerine bu duygular terapötik etkileşimi ve ittifakı artırmak için bir güç olarak desteklenir. Ancak terapinin seyrini bozabilecek negatif aktarımlar, aşırı idealleştirmeler ve cinsel (erotize) aktarımlar ortaya çıktığında, bunlar hızlıca çürütülür ve hastanın terapi ilişkisinin gerçekleriyle yüzleşmesi sağlanır. Direnç ve Savunmaların "Uyum" Kriteriyle Ele Alınması:** Dirençler ve savunma mekanizmaları, hastanın uyum sağlamasına yardımcı olup olmadıklarına göre değerlendirilir. Bastırma gibi uyum sağlayıcı özellik taşıyan dirençler ve savunmalar teşvik edilip güçlendirilirken; bölme, yansıtmalı özdeşim veya inkâr gibi kişinin uyumunu bozan ilkel savunmalar yüzleştirme yoluyla yavaş yavaş çürütülür. Gerilemenin (Regresyonun) Engellenmesi:** DYDP'de hastanın gerilemesi kesinlikle teşvik edilmez, hatta hastanın daha fazla gerilemesini önlemek için çaba sarf edilir. Bu bağlamda, serbest çağrışım veya rüyalara odaklanmak gibi kişiyi geriletebilecek yöntemler desteklenmez; bunun yerine hastanın mantıksal düşünmesi, ayaklarının yere basması ve doğrudan gerçekliğe odaklanması sağlanır. Terapi İttifakının Korunması:** Tedavi boyunca ilişkisel etkenlerin güçlendirilmesi ve terapötik işbirliği (ittifak) merkezde tutulur. Terapist, sınırları ve yasakları net bir şekilde belirlerken aynı zamanda hastaya umut aşılar, güven verir, güçlü yanlarını vurgular ve gerektiğinde çevresel müdahalelerde (örneğin aileyle ya da çevreyle iletişime geçmek) bulunarak bu ittifakı sürekli taze tutar.

Dinamik Yönelimli Destekleyici Psikoterapi (DYDP) ile irdeleyici (içgörü yönelimli/dışavurumcu) terapiler, aynı psikodinamik temellere dayanmakla birlikte, uygulama ve teknik açısından zıt uçları temsil eden modellemelerdir. Bu iki yaklaşım arasındaki temel farklar şu başlıklar altında toplanabilir: Tedavi Hedefleri:** İrdeleyici terapilerde yakın vadeli hedefler **bilinçdışı psişik çatışmaya dair içgörü sağlamak** ve derinlemesine çalışma ile **ruhsal yapıyı değiştirmektir**. DYDP'nin temel hedefi ise içgörü veya yapısal değişim yaratmak değil; krizdeki hastanın ruhsal dengesini yeniden kurmak, benlik işlevlerini güçlendirmek ve kişinin iç-dış dünyasındaki uyumunu (adaptasyonunu) geliştirmektir. Terapistin Duruşu:** İrdeleyici terapist, hastanın aktarımını en üst düzeyde geliştirebilmek için genellikle kimliğini gizleyen, **"boş ekran" gibi nötr ve yansız bir duruş** sergiler. Buna karşılık, DYDP terapistinin duruşu daha **"gerçek"**, sözel olarak daha aktif ve yönlendiricidir. Destekleyici terapist, hastanın patolojisinin gerektirdiği ölçüde kendi değerlerinden bahsedebilir, tavsiyelerde bulunabilir ve kendini açabilir. Temel Teknikler ve Odak:** İrdeleyici terapilerde en temel müdahale türü **bilinçdışı süreçlerin yorumlanmasıdır**. DYDP'de ise bilinçdışı materyalle ilgilenilmez, odak noktası bilinç ve bilinç öncesidir. DYDP'de yorumlama yapılmaz; bunun yerine yüzleştirme, netleştirme, tavsiye verme, cesaretlendirme ve çevresel müdahaleler gibi daha serbest teknikler kullanılır. Gerilemeye (Regresyona) Yaklaşım:** İrdeleyici psikoterapiler, bilinçdışı materyale ve aktarımın derinlerine inebilmek için denetimli, **hafif bir gerilemeyi teşvik eder**. Bu sebeple serbest çağrışım ve rüya analizleri kullanılır. DYDP'de ise hastanın daha fazla gerilemesi tehlikeli bulunabileceği için **gerileme kesinlikle teşvik edilmez**. Serbest çağrışım desteklenmez; rüyalara odaklanıldığında bile hasta aşağıya doğru çekilmez, mantıksal düşünmeye ve gerçekliğe (ayaklarının yere basmasına) yönlendirilir. Aktarımların Ele Alınması:** İrdeleyici terapilerde **bütün aktarımlar incelenir ve yorumlanır**. DYDP'de ise hafif düzeydeki (sakıncasız) pozitif aktarımlar hiç yorumlanmaz; bu durum, hastanın tedaviye uyumunu ve terapötik ittifakı artırmak için bir güç olarak kullanılır. Ancak terapinin gidişatını bozacak erotik, aşırı idealleştirici ya da negatif aktarımlar ortaya çıktığında bunlar hızlıca çürütülüp gerçeklikle yüzleştirilir. Dirençlerin Yönetimi:** İrdeleyici terapide dirençler sistematik olarak yorumlanarak ortadan kaldırılmaya çalışılır. DYDP'de ise dirençler, **"uyum sağlama" kriterine göre** değerlendirilir; hastanın uyum sağlamasına yardımcı olan dirençler desteklenip teşvik edilirken, uyumu bozan dirençler netleştirilip çürütülür. Derinlemesine Çalışma ve Sonlandırma Süreci:** İrdeleyici terapilerde derinlemesine çalışma, elde edilen içgörüden yapısal bir değişime gitmeyi ifade ederken; DYDP'de uyum bozucu savunmaların ve aktarım çarpıtmalarının sürekli tekrarlanarak ele alınmasıdır. Sonlandırma ise irdeleyici terapilerde aktif olarak yorumlanan kesin bir bitişken, DYDP'de genellikle kesin bir son değil, **seansların kademeli olarak azaltılması** şeklindedir. Ayrılmaya karşı hissedilen duygulara karşı direnç, irdeleyici terapideki kadar aktif bir şekilde deşilmez.

BKB hastalarında ilaç tedavisinin tek başına bir tedavi olarak terapiye tercih edilmemesinin ve öncelikli tedavinin psikoterapi olmasının temel nedeni, ilaçların temel borderline psikopatolojisini (yapısal kişilik sorunlarını) değiştirememesidir. Hastaların tedavisinde psikofarmakolojinin rolü tam olarak netleşmemiştir; klinik çalışmalarda ilaçların birtakım faydaları görülse de genellikle yalnızca orta düzeyde klinik etkiler yarattıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle ilaçların günümüzdeki en makul kullanımı, psikoterapi yaklaşımlarına yalnızca yardımcı bir araç olarak başvurmalarıdır. İlaçlar, patolojinin kendisini tedavi etmekten ziyade, depresyon, dürtüsellik, öfke patlamaları veya geçici psikoz gibi spesifik semptomları hafifletmek amacıyla "semptom odaklı" olarak veya hastada eşzamanlı görülen diğer sendromların (Eksen I bozukluklarının) tedavisinde kullanılır. Bunun yanı sıra, BKB'nin doğası gereği ilaç kullanımının hastanın psikolojisi ve tedavi süreci üzerinde yaratabileceği bazı olumsuz aktarımsal etkiler ve zorluklar*da terapinin merkezde olmasını gerektirir: Sorumluluktan Kaçma ve Biyolojik Savunma: Etkili bir terapi, hastanın kendi duygu ve davranışlarından sorumlu olduğu ilkesine dayanır. Ancak ilaç kullanan hasta, ruh halinin nörokimyasal süreçler veya ilaçlar tarafından kontrol edildiğine inanarak kendi davranışlarının sorumluluğunu almayı reddedebilir. Kontrol Edilme Paranoyası: Tümgüçlü kontrol savunma mekanizmasını yoğun kullanan bir BKB hastası, ilaç yazılmasını **terapistin kendi zihnini kontrol etme ve tahakküm kurma çabası olarak yorumlayabilir. Bu durum, hastanın ilaçlar üzerinden terapistle bir güç mücadelesine girmesine yol açabilir. Değersizlik ve Yetersizlik Hissi: Bölme ve idealleştirme/değersizleştirme mekanizmalarını kullanan bir hasta, terapiye ilaçların dahil edilmesini, kendisinin psikolojik değişim için gerekli çalışmayı yerine getiremeyecek kadar yetersiz ve kusurlu olduğu şeklinde yorumlayarak bunu bir aşağılanma olarak algılayabilir. Geri Bildirimlerin Güvenilmezliği: BKB hastaları yoğun aktarım duygularına (örneğin terapisti memnun etme çabası veya ona duyulan öfke) fazlasıyla açık oldukları için, ilacın gerçek farmakolojik etkilerini psikolojik anlamlarıyla karıştırabilirler. Bu da ilacın etkililiği ve yan etkileri hakkında verdikleri bilgilerin çarpıtılmış olmasına neden olabilir. Özetle, BKB'nin merkezinde yer alan kimlik dağınıklığı, sorunlu ilişkiler ve ilkel savunma mekanizmalarını dönüştürebilecek yegâne araç psikoterapidir. İlaç tedavisi ise ancak hastanın aşırı uçlardaki krizlerini yatıştırıp onu psikoterapi yapabilecek bir düzleme getirmek** ve terapiyi desteklemek için bir eklenti olarak görülmektedir.

dinamik yönelimli destekleyici ve irdeleyici terapiler, özellikle Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB) hastalarının tedavisinde uygulandıklarında birbirlerinden oldukça farklı klinik sonuçlar ve gereksinimler doğurur. BKB tedavisinde bu iki yaklaşım arasındaki temel farklar şu şekilde özetlenebilir: Hastanın Uygunluğu ve Seçimi: İrdeleyici terapi; yüksek zeka, psikolojik farkındalık, engellenmeye tahammül ve karakter değişimi için yüksek motivasyon gerektirir. BKB hastalarının büyük çoğunluğu bu kapasiteye tam olarak sahip değildir. Yalnızca işlevsellik düzeyi yüksek ve nispeten stabil olan BKB hastaları irdeleyici tedavi görebilir. Kaynaklara göre BKB tanısı alan hastaların en az %75'inin ilk aşamalarda destekleyici terapiye alınması gerekmektedir. Gerileme (Regresyon) Riski: İrdeleyici psikoterapide bilinçdışı materyale ve aktarımın derinlerine inebilmek için denetimli bir gerileme (serbest çağrışım vb. yoluyla) teşvik edilir. Ancak borderline hastalar bu gerilemeye tahammül edemezler. BKB hastaları için irdeleyici terapilerdeki bu gerileme potansiyeli çok tehlikeli olabilir; akut psikotik epizotlara, şiddetli eyleme vurmalara veya intihar gibi klinik durumun kötüye gitmesine yol açabilir. Bu nedenle destekleyici terapide hastanın gerilemesi kesinlikle teşvik edilmez, mantıksal düşünme desteklenerek hasta gerçeklik zemininde tutulur. Tedavi Hedefleri ve Odak: İrdeleyici terapinin borderline hastalar için temel hedefi, bilinçdışı çatışmalara dair içgörü sağlamak ve hastanın bölünmüş iyi ve kötü nesne/kendilik tasarımlarını bütünleştirerek temel ruhsal yapıda değişim yaratmaktır. Destekleyici terapi ise doğrudan bir yapısal değişim ya da içgörü peşinde koşmaz; hastanın içinde bulunduğu kriz durumunu çözmeyi, sorunlu benlik işlevlerini doğrudan ya da dolaylı yoldan güçlendirmeyi ve hastanın hayata uyumunu (adaptasyonunu) artırmayı amaçlar. Terapistin Duruşu ve Kullanılan Teknikler: İrdeleyici terapist, aktarımın en üst düzeyde gelişebilmesi için "boş ekran" gibi nötr ve yansız bir duruş (teknik tarafsızlık) sergiler ve en temel müdahalesi yorumlamadır. Destekleyici terapist ise daha "gerçek", konuşkan ve aktiftir; sınır koyma, tavsiye ve öğüt verme, netleştirme ve yüzleştirme gibi teknikleri kullanarak hastanın benlik eksikliklerini telafi etmeye çalışır. Aktarımların ve Dirençlerin Ele Alınışı: İrdeleyici terapide, borderline hastanın terapiste yönelttiği tüm aktarımlar incelenir ve yorumlanır. Destekleyici terapide ise hastanın hafif düzeyli pozitif aktarımları hiç yorumlanmaz, bu duygular hastanın tedaviye uyumunu artırmak için itici bir güç olarak kullanılır. Ancak borderline hastalarda sık görülen ve terapiyi bozma potansiyeli taşıyan aşırı idealleştirmeler, erotik veya negatif aktarımlar ortaya çıktığında terapist bunları hızlıca çürütür ve gerçeklikle yüzleştirir. Dirençler de benzer şekilde irdeleyici terapide sistematik olarak çözümlenirken, destekleyici terapide hastanın adaptasyonuna yardımcı olup olmadığına göre teşvik edilir ya da çürütülür. Eyleme Vurma (Acting Out) Davranışlarına Yaklaşım: İrdeleyici terapilerde hastanın eyleme vurma davranışları, her zaman sınırlandırılması ve mutlaka sözel ifadeye dönüştürülmesi gereken bir direnç olarak görülür. Destekleyici terapilerde ise bu davranışlar yine "uyum sağlama" kriterine göre değerlendirilir; hastanın narsisistik incinmesini onaran ve terapiye zarar vermeyen bazı eyleme vurmalar (örneğin seansı birkaç dakika erken bitirme çabası) görmezden gelinebilir ve hatta desteklenebilirken, yıkıcı eyleme vurmalar netleştirilip çürütülür.

BKB hastalarında Diyalektik Davranışçı Terapi'nin (DDT) yapısal bir değişim sağlamamasının temel nedeni, bu yaklaşımın davranış değişikliğine odaklanması ve BKB'nin altında yatan yapısal patolojiyi dikkate almamasıdır. Dinamik terapi ekolleri açısından getirilen en önemli eleştiri budur Marsha Linehan tarafından geliştirilen DDT, yapılandırılmış birçok aşamadan ve eğitim modüllerinden meydana gelen bilişsel/davranışçı bir yaklaşımdır. Bu terapi yöntemi sonucunda hastaların davranışları değişse bile, tedavi kişilik bozukluğunun merkezinde yer alan yapısal ruhsal sorunlara doğrudan bir müdahalede bulunmaz. Bunun yanı sıra, borderline hastaların sahip olduğu yoğun negatif aktarımlar, ilkel savunma mekanizmaları ve eyleme vurma potansiyelleri; DDT'nin hastadan beklediği ev ödevleri yapmak gibi görevlerin yerine getirilmesini zorlaştırarak bu tedavi yaklaşımının uygulanabilirliğini de sınırlandırmaktadır. Sonuç olarak DDT, hastanın bazı krizlerini ve uyum bozucu davranışlarını kontrol etmede etkili olsa da, derin ruhsal yapıyı değiştirmeye yönelik bir mekanizmaya sahip değildir.

Dinamik Yönelimli Destekleyici Psikoterapi'de (DYDP) benlik işlevlerinin güçlendirilmesi, hastanın hem iç hem de dış dünyaya çok daha iyi bir uyum (adaptasyon) sağlamasını hedefleyen en temel unsurdur. Benliğin desteklenmesi, sorunlu benlik işlevlerine doğrudan müdahale edilerek veya diğer ruhsal yapıların benlik üzerindeki baskısını dolaylı yoldan azaltarak gerçekleştirilir. Doğrudan Güçlendirme Yöntemleri: Gerçekliği Değerlendirme Yetisinin Geliştirilmesi: Hastanın kullandığı ilkel savunmalar netleştirilir, yüzleştirilir ve çürütülür; böylece hastanın içsel uyaranlarla dış uyaranları, kendilik temsilleri ile nesne temsillerini birbirinden ayırt edebilme becerisi pekiştirilir. Dürtülerin Düzenlenmesi: Hastanın dürtüselliği desteklenmez; aksine eyleme geçmeyi erteleme ve dürtüleri yüceltme (sublimasyon) teşvik edilerek benliğin dürtü kontrolü güçlendirilir. Nesne İlişkilerinin İyileştirilmesi: Hem terapistle olan aktarım ilişkisinde hem de dış dünyadaki ilişkilerde sağlıksız modellerden vazgeçilmesi sağlanırken, daha sağlıklı ilişki kurma biçimleri desteklenir. Düşünce Süreçlerinin Düzeltilmesi: Hastanın muğlak ve kendine has konuşma biçimleri yüzleştirilerek hastanın kendi zihinsel süreçleri üzerinde daha fazla kontrol kazanması hedeflenir. Bu sayede hatalı düşünceleri ve mantıksız çıkarımları telafi etme fırsatı yaratılır. Savunmacı İşlevlerin Desteklenmesi: Benliğin savunma kapasitesi, uyum bozucu ilkel savunmaların desteklenmemesi ve uyum sağlayıcı (bastırma gibi) savunmaların teşvik edilmesi yoluyla güçlendirilir. Bütünleme İşlevinin Güçlendirilmesi: Kimlik dağılmasına ve benlik zayıflığına neden olan bölme mekanizması netleştirilip çürütülerek benliğin parçaları bütünleştirme işlevi geliştirilir. Dolaylı Güçlendirme Yöntemleri: Dürtüsel İsteklerin Baskısının Azaltılması: Dürtülerin benlik üzerinde yarattığı gerilim, bağımlılık ihtiyaçlarının kısmi ve denetimli bir şekilde doyurulması gibi yöntemlerle (göreli doyum) hafifletilir. Üst Benliğin (Superego) Baskısının Hafifletilmesi: Aşırı talepkar, yargılayıcı ve cezalandırıcı üst benliğin kendilik veya terapistle ilgili mükemmeliyetçi istekleri çürütülerek, daha gerçekçi değerler üzerine odaklanılır ve benliğin üzerindeki stres azaltılır. Dış Stres Kaynaklarının Etkisinin Giderilmesi: Çevresel müdahaleler yapılarak hastanın dış dünyasındaki stres faktörleri en aza indirilir. Örneğin, hastanın sorun yaşadığı evden ayrılıp bir rehabilitasyon merkezine yerleşmesini veya kriz anında hastaneye yatmasını önermek bu kapsamdadır.

Dinamik Yönelimli Destekleyici Psikoterapi'de (DYDP) dürtü kontrolünü sağlamak ve dürtülerin düzenlenmesini güçlendirmek için benliğin desteklenmesine ve terapötik çerçevenin korunmasına dayanan çeşitli stratejiler kullanılır: Erteleme ve Yüceltmenin (Sublimasyon) Teşvik Edilmesi: Hastanın dürtüselliği kesinlikle desteklenmez; bunun yerine eyleme geçmeyi ertelemesi ve dürtülerini daha sağlıklı alanlara kanalize ederek yüceltmesi teşvik edilir. Göreli Doyum Sağlanması: Dürtüsel isteklerin benlik üzerinde yarattığı yoğun baskı, hastanın bağımlılık gibi ihtiyaçlarının kısmi ve denetimli bir şekilde doyurulması yoluyla dolaylı olarak hafifletilir. Çerçeveleme ve Sınır Koyma: Terapide oluşturulan net kurallar, sınırlar ve beklentiler (çerçeveleme), hastanın anlık tatmin veya rahatlamaya "hayır" diyebilme kapasitesini içselleştirmesine yardımcı olur. Terapistin belirgin uyum bozucu davranışları engelleme veya sınırlandırma girişimleri, dürtüselliğin kontrol altına alınmasında kritik bir rol oynar. Eylemleri Sözel İfadelere Dönüştürme: Çerçeveleme stratejisi, dürtülerin ertelenmesini sağlayarak hastanın içsel çatışmalarını eyleme (acting out) dökmek yerine, bu eylemsel ifadelerin düşünceye ve kelimelere dökülmesini teşvik eder. Kontrolün Artmasının Övülmesi: Hastanın dürtüselliğini azaltması ve kendi davranışları üzerindeki kontrolünü artırması, terapist tarafından aktif bir şekilde övülerek pekiştirilir. Hayati Tehlikelerde Otorite Kullanımı: Hastanın dürtüsel eyleme vurumları (örneğin aşırı hız yapmak veya tehlikeli dozda madde veya ilaç almak gibi) ölümcül riskler taşıdığında, terapist tüm otoritesini kullanarak kesin sınırlandırmalar getirir. Bu müdahaleler yetersiz kaldığında ise hastanın güvenliği için hastaneye yatırılması sağlanır.

Dinamik Yönelimli Destekleyici Psikoterapi'de (DYDP) bölme, yansıtmalı özdeşim ve inkâr gibi ilkel savunma mekanizmalarının aşırı kullanımı, hastanın benlik işlevselliğini ve özellikle gerçekliği değerlendirme yetisini zayıflatır. Bu nedenle uyum bozucu nitelikteki bu ilkel savunmaların netleştirilmesi, yüzleştirilmesi ve çürütülmesi doğrudan gerçekliği değerlendirme yetisinin güçlendirilmesini sağlar. Bu çürütme işlemi sayesinde hastanın kendilik ve nesne temsillerini birbirinden ayırma becerisi pekişir. Aynı zamanda hastanın içsel uyaranlarla dış dünyadan gelen uyaranları birbirinden ayırt edebilme kapasitesi, yani temel gerçekliği değerlendirme yetisi doğrudan geliştirilmiş olur.

Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB) hastalarının büyük çoğunluğu için irdeleyici terapi uygun bir seçenek değildir; ancak işlevsellik düzeyi yüksek ve daha stabil olan görece küçük bir hasta grubu bu terapiye uygun bulunabilir. Bir BKB hastasının irdeleyici terapiye uygunluğunu değerlendirirken klinisyenler şu temel faktörleri göz önünde bulundururlar: Motivasyon: İrdeleyici terapi, sadece belirtilerin hızlıca giderilmesini değil, temel karakter yapılanmasında derinlemesine bir değişim isteğini gerektirir. Bu nedenle, hastanın içsel süreçlerini keşfetmeye, kendini anlamaya ve temel içsel yapılarını değiştirmeye yönelik motivasyonu yüksek olmalıdır. Psikolojik Farkındalık (İçgörü Kapasitesi): Hastanın kendi sorunlarına dair içgörü geliştirme kapasitesi (psikolojik yatkınlığı) irdeleyici terapinin uygulanabilmesi için oldukça arzu edilen bir özelliktir. Stresle baş etmek için yansıtma, inkar, somatik belirtiler ya da dürtüsel eyleme vurmalar (madde bağımlılığı, rastgele cinsel ilişki vb.) kullanan hastaların irdeleyici tedaviye uyum sağlama ihtimali çok düşüktür. Düşünsel Yetiler (Zeka) ve Organik Faktörler: Hastanın zeka düzeyinin ortalama veya tercihen ortalamanın üzerinde olması gerekir. Düşünsel yetileri sınırlı olan veya organik kusurları bulunan hastalar irdeleyici terapi için uygun adaylar değildir. Olumsuz Duygulara Tahammül: İrdeleyici terapi doğası gereği hastada kaygı, depresyon ve hoşa gitmeyen duygulanımları geçici olarak artırabilir. Hastanın bu duygulara tahammülünün düşük olması benlik zayıflığının bir işaretidir ve hastanın irdeleyici terapi yerine destekleyici terapiye yönlendirilmesini gerektirir. İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi (İGD) Puanı ve Belirti Şiddeti: Hastanın geçmiş bir yıl içindeki en yüksek İGD puanının 50'nin üzerinde olması, irdeleyici terapiye uygun azınlıkta yer aldığının bir göstergesi olabilir. Aynı zamanda BKB'nin 8 tanı kriterinden hepsini değil de sadece 5'ini karşılayan hastalar irdeleyici terapi için daha uygun adaylardır. Dürtüsellik (madde kullanımı, intihar riski vb.) belirtilerinden ziyade, kimlik sorunları ve boşluk duyguları ön planda olan hastalar içe bakış kapasiteleri daha yüksek olduğu için bu tedaviye daha yatkındır. Çevresel Stres Faktörleri: Yoksulluk, işsizlik veya sorunlu bir aile ortamı gibi ağır ve kronik dış stres koşulları altında bulunan bir hastanın, irdeleyici tedavinin gerektirdiği zorlu öz-irdeleme sürecine girmesi çok güçtür. Geçmiş Terapi Deneyimleri: Hastanın daha önce irdeleyici terapi denemelerinden başarısız sonuçlar almış olması, bu yaklaşımın tekrar denenmesinin uygun olmayacağına dair güçlü bir işarettir. Sevimlilik (Likability): Hastanın terapist tarafından "sevimli" bulunması benlik gücüyle pozitif ilişkilidir ve irdeleyici terapi lehine bir göstergedir.

Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB) hastalarının tedavisinde bir tedavi sözleşmesi yapılmasının önerilmesinin temel nedeni, bu hastaların tedavi sürecini tehdit edebilecek ciddi "eyleme vurma" (acting out) davranışları, dürtüsellik ve ilkel savunmalar sergileme potansiyellerinin çok yüksek olmasıdır. Sözleşme, terapiyi yapılandırmak ve ilerlemeye zarar verebilecek bu muhtemel tepkilere karşı tedavi sürecini korumak amacıyla yapılır. BKB hastalarıyla yapılan bir tedavi sözleşmesinin temel işlevleri şunlardır: Tedaviyi Güvence Altına Almak ve Yapılandırmak: Sözleşme, tedavi çerçevesini ve psikoterapinin ilerleyebilmesi için uyulması gereken asgari koşulları net bir şekilde belirler. Hastanın kuralları ihlal etmesi durumunda (örneğin seansları kaçırmak, ücreti ödememek gibi) tedavinin nasıl etkileneceği baştan açıklanır. Yıkıcı Eyleme Vurmalarla Başa Çıkmak: BKB hastalarının kendilerine zarar verme veya terapiyi sabote etme gibi eylemleri sık görüldüğünden, bu yıkıcı davranışlarla ileride etkili bir şekilde baş edebilmek için sözleşme hayati bir adımdır. Hastanın geçmiş terapilerindeki zorluklar göz önüne alınarak, olası kriz anlarında ve eyleme vurmalarda (örneğin madde kullanımı veya intihar riski) nelerin yapılacağı sözleşmeyle netleştirilir. Gerçeklik Zemini Oluşturmak: Tedavinin başında sınırların net bir şekilde belirlenmesi; ilerleyen evrelerde dirençler, aktarım çarpıtmaları ve ağır eyleme vurumlar meydana geldiğinde, terapistin bu durumları ön plana çıkarıp hasta ile gerçeklik zemininde yüzleşebilmesi için bir dayanak sağlar. Terapistin Sınırlarını ve Tahammülünü Korumak: Sözleşme şartları yalnızca hastanın potansiyel davranışlarına göre değil, terapistin tahammül sınırlarına göre de belirlenir. Hastayı aşırı memnun etmeye çalışmak veya terapiste ileride külfet olacak şartlar (örneğin sürekli gece aramalarına izin vermek) belirlemek, terapistin sömürülmüş hissedip hastaya öfkelenmesine yol açabilir. Sözleşme, terapistin bu tür karşı aktarım eyleme vurumlarından korunmasına yardımcı olur.

Yorumlar (6)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

Z

Zafer

3 gün önce

İlişkiler de maalesef bir yol alamıyorum. Şüphelenip borderline kişilik testi çözdüm. Yüksek çıktı bence testin sonucu çok doğru

S

Salih

4 gün önce

Hayatımda neredeyse herşey zırt pırt değişiyor. Sıkıldım. Hayatta dikiş tutturamadım. Borderline kişilik bozukluğu testi sonucumda yüksek çıktı zaten

N

Necmi

4 gün önce

Kessin borderline kişilik bozukluğum var:) borderline kişilik testi sonucum çok yüksek çıktı

Z

Zeynep

1 hafta önce

borderline testi çözdüm sonucum ortalama çıktı ne yapmam lazım

K

Kemal

2 hafta önce

Borderline testi sonucum çok düşük çıktı. Sanırım bende borderline kişilik bozukluğu yok

H

Ha

2 hafta önce

Çok yüksek çıktı borderline düzeyim

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 51 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.